Yeni Üye |  Üye Girişi |  Sipariş Takibi |  Favorilerim |  Detaylı Arama |  Yardım |  Bize Ulaşın |  Şifremi Unuttum
     
Google+ FaceBook Twitter
 
 
Popup

adet sepetinize eklenmiştir.

Toplam Fiyat:
KitapBulan > Kitap > Cağaloğlu Yayınevi > Tolstoy'un Risaleleri 1 (Ciltli)
Tolstoy'un Risaleleri 1 (Ciltli)
Künye
ISBN: 9786059502092
Yazar Adı: Lev Nikolayeviç Tolstoy
Yayıncı: Cağaloğlu Yayınevi
Dil: Türkçe
Cilt: Ciltli
En (cm): 13.50
Boy (cm): 19.50
Kağıt Cinsi: 2. Hamur
Sayfa Sayısı: 256
Ağırlık (gram): 256.00

Tolstoy'un Risaleleri 1 (Ciltli)

Cağaloğlu Yayınevi

%20 İndirim
Adet:  


Etiket Fiyatı: 40,00 TL
Kitapbulan Fiyatı: 32,00 TL
Kazancınız: 8,00 TL
Kazanacağınız Puan: 64
Fiyatlarımıza KDV dahildir.

Osmanlıcadan İlk Kez Aktarılmıştır


Dua


Rus yazar Tolstoy’un “Dua,Ruh, İmân ve İtikâd, Kelam, Hiddet,


” adlı eserleri Harbiye Nezaret Dairesi Tercüme Şubesi Rusça Mütercimi Binbaşı Ali Fuad tarafından, 1336 (1920) yılında Rusçadan Osmanlı Türkçesine çevrilmiştir. Siyami Boylu’nun Osmanlı Türkçesinden Latin harflerine aktardığı ve Cağaloğlu Yayınevi’nden çıkan bu eserden, Dua hasta bir çocuğun ölmesi üzerine derin acılar çeken validenin bir melekle Allah ve ölüm hakkındaki konuşmalarını içeren küçük bir hikâyedir.


İstanbul Cihan Matbaası tarafından 1341 (1925) de basılan bu eserin Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi’nden alınan Osmanlı Türkçesi ile yazılmış metinleri de tıpkıbasım şeklinde meraklıları için kitabın sonuna dâhil edilmiştir. Bu metinler Osmanlı Türkçesinden aktarılırken asıllarına sadık kalınmış ancak anlaşılırlığın artması için metnin içinde geçen Arapça, Farsça kelimelerin günümüz Türkçesi karşılıkları sayfa alt kısımlarında verilmiştir.


“Valide çocuğunun odasına girdi. Sütanne artık (kasti)yi yıkayıp gusül etmiş ve kaldırmış idi. Balmumlanmış küçük ve ince burunlu ve narin burun delikli, saçlar alnına dökülmüş sapsarı pırıl pırıl parlayan sevgili yavrucuğu yüksek bir yerde uzanmış yatıyor idi. Etrafında mumlar yanıyor. Ve başucundaki bir küçük masa üzerine beyaz, leylak renkli, açık mor, pembe yasemin çiçekler var idi.” s. 19


Tolstoy / Ruh


Ruh insanı insan yapan şeyin aslında “ruh” olduğu, ruh insandan çıkınca insanın bir “hiç”e dönüşeceğini söyleyen Tolstoy’un ruh’un yanı sıra nefis ve vicdan hakkındaki düşüncelerini de içermektedir.


“İnsan kendi vücudunun şöyle veya böyle olduğu hakkında derin tefekküre dalması iyi olur. Eğer vücudu pire ile en küçük bir zerre ile mukayese edersek daha büyük göründüğü gibi eğer onu küre-i arz ile de kıyas etsek yine büyüktür.” s. 15


“Sende mevcut olan ve yaşayan ruhun senden talep ettiği şeyi yap: Tevazu, şefkat, ve merhamet, muhabbet kazanmağa sa’y et, sana hiçbir zaman cennet lazım olmayacaktır. Cennet senin ruhunda olacaktır.” s. 27


“İnsan ruh ile yaşar vücut ile yaşamaz. Eğer insan bunu bilir ve kendi hayatını vücutta farz ve kıyas etmeyip ruhta kıyas ve tasavvur ederse şu halde onu ister zincir-i bend et, ister demir kafes içine hapset, o her halde yine serbest ve hürdür.” s. 29


Tolstoy / İmân ve İtikâd


Tolstoy, “İnsanın iyi yaşayabilmesi için yapmaya ve yapmamaya mecbur olduğu şeyi bilmesi lazımdır. Bunu bilmek için imân ve itikâd lazımdır.” diye söze başlayıp hakiki imân ve itikâdın nasıl olması gerektiğini anlatmış ve yer yer küçük hikâyelere de yer vermiştir.


“İmân ve itikât, insan ne olduğunu ve dünyada niçin yaşadığını bilmektir. Bu yoldaki imân ve itikât ise bütün sahip-i akıl ve zeka olan insanlarda evvelden beri mevcut olagelmektedir.” s. 8


“Hakiki imân ve itikât ve din ve mezhep bütün hayat-ı beşer kavaninin fevkinde olan ve bütün dünya insanları için bir olan kanunu bilmektedir.” s. 11


“Muhtelif birçok sahte imân ve itikât olabilir fakat hakiki imân birdir.” s. 11


“İki nev’i imân be itikât vardır: Birincisi insanların sevdiklerine i’timad ve imân etmekten ibaret olan imân ve itikâttır. İkinci nev’i imân ve itikât ise beni dünyaya getiren müte’abbide –Allah ‘a- imân ve itikattır.” s. 10


“İnsan hakiki itikât ve imânı öğrendiği zaman karanlık odada odayı tenvîr eden bir aydınlık gibi, imân le de insan böylece ziyadar olur.” s. 12


“Eğer bir insan fena yaşıyorsa şu hal bu adamda imân ve itikât olmadığındandır.


Tolstoy / Kelam


Tolstoy, “Kelâm: ifâde-i fikir ve meramdır. Kelam hem insanların birleşmesine, hem de ayrılmasına hizmet eder.” şeklinde başlar ve nerede nasıl konuşulması ve susulması hakkındaki görüşlerini dile getirir.


“Zaman geçip gider, fakat söylenilen söz bâkî kalır.” s.10


“Eğer akıllı olmak istersen, akilâne sual sormayı dikkatle dinlemeyi, sükûnetle cevap vermeyi ve artık söyleyecek söz olmadığı zaman kat’-ı kelâm etmeyi öğren ve bu hususâta çok dikkat et.” s. 11


“Söylenmemiş kelam altındır.” s. 13


“Kendi ameli ilmiyle mutabık olmasa bile âlim adamın sözlerini dikkatle dinle” s. 12


“Nâdâna karşı verdiğin her kelâm cevap tekrar sıçrayarak sana gelir.” s. 16


Hakarete hakaretle cevap vermek ateş üzerine odun atmaya benzer.” s. 16


“Herhangi bir adama hüküm vermeye başladığın zaman eğer onun hakkında fenalıkta bilirsen bile fena söylememeyi daima der-hatır et.” s. 17


“Kelâm kalbin anahtarıdır. Eğer söz bir neticeye müncer olmazsa o halde o söz lüzumsuz ve zaid bir söz olur.” s. 25


“Eğer söylemeyi çok istiyorsan şu halde kendi kendine aşağıdaki sualleri sor. Ne için sen bu kadar söylemek arzu ediyorsun, acaba bu kendin için mi? Kendi menfaatin için mi yoksa diğerlerinin menfaati mi? Eğer kendin içinse sükûta cehd et.” s. 25


Tolstoy / Hiddet


bu eserde, hiddetin biz insanlar için ne kadar da gereksiz ve zararlı olduğu örneklerle anlatılmıştır. Öfke kontrolü ile ilgili birtakım çözüm önerilerinde de bulunulmuştur.


“Eğer bir keder, hiddet ve tehevvür hissedersen bil ki, ya sevmemek lazım olan bir şeyi seviyorsun veya bilakis sevmek lazım olan bir şeyi sevmiyorsun.” s. 7


“İnsan kendisini ne kadar yüksek mütekebbir hesap ederse o nispette hiddet ve tehevvürünü insanlara karşı muhafaza edemez. Bilakis insan ne derece mütevazı ve halîm olursa o nispette iyi ve ulu himmet olur ve az hiddetlenir.” s. 11


“Seni tahkîr eden, seni inciten kimseye karşı hiddetlenmemek derecesinde kuvvetli olmadığın ihtimal doğrudur. Fakat ne kavlen ve ne de fiilen hiddetini göstermemek için daima sabır ve tahammül edebilirsin.” s. 11


“Fenalık ve kötülük daima za’fiyet ve kuvvetsizliktir.” s. 11


“Eğer sen bir adama hiddetlendin ise şu halde sen hayat-ı ruhaniye ile değil hayat-ı cismaniye ile yaşadın demektir. Eğer sende Ruhullah mevcut olsa idi, kimse seni incitemezdi, çünkü Allah’ı incitmek olamaz ve sende mevcut olan Allah hiçbir zaman hiddetlenmez.” s. 13

Başa Dön